Viyana

Yeni yıla girmemize 4 ay varken, bazılarımız belki bilet bakmaya başlamıştır. Havayolu kampanyaları nereye gitmeniz için işaret verir bilemem ama benim tavsiyem yılbaşını Viyana’da geçirmeniz yönünde olacaktır. Orta Avrupa’nın soğuğu nedeniyle askerde giydiğimiz içlikleri tekrardan giymemiz gerekse de, bu şık şehri böyle bir dönemde görmek gerçekten büyüleyici olacaktır.

 

Viyana’da Ulaşım

Havaalanı tabi ki şehir dışında bir yerde. Merkeze gelmek için de birkaç yöntem mevcut.

  • Otobüs -> Vienna Airport Lines ile yaklaşık 40 dakikada istediğiniz bölgede olabiliyorsunuz. Gidiş 8 euro gibi birşeydi. Yarım saatte bir otobüsler kalkıyor.
  • S-Bahn -> Banliyö treniyle tek yön gidiş 4,4 euro.
  • CAT -> S-Bahn’ın hızlı olanı, yaklaşık 15 dakika daha hızlı geliyorsunuz. Tek yön gidiş 12 euro.
  • Taksi -> Giderken Türk taksiciyle sohbet keyfi isterseniz, buyrun efendim. Pazarlıksız yaklaşık 40 euro’ya merkeze gidebilirsiniz. Viyana muhabbeti de bedava.

Şehir içinde ulaşım metro dediğimiz ama onların U-Bahn dedikleri araçlarla sağlanabilir. Bunun yanı sıra gideceğiniz lokasyonlar biraz daha şehir dışındaysa S-Bahn’ı yani banliyö trenini kullanabilirsiniz.

Biletler için Vienna Card (https://www.wien.info/en/travel-info/vienna-card) veya Vienna Pass (https://www.viennapass.com) tercih edilebilir. Güncel  fiyatlar için linklere buyurunuz efendim.

 

Viyana’da nereleri gezelim?

Şehir buram buram tarih koktuğu için, müze gezmek şart arkadaşlar. Müze gezmeyi sevmeyenlerin de en azından müzelerin bahçelerini gezmelerini tavsiye ederim.

Müze bilet fiyatları tek tek alındığında daha pahalı olduğu için kombine almanızı tavsiye ederim. Nasıl olsa çoğunluğu Museumsquartier’de yer alıyor, birinden girip diğerinden çıkabilirsiniz. Olmadı aralarda cafelerde ense!

 Processed with VSCO with hb1 preset

 

MuseumsQuartier -> Müze severlerin bayılacağı müze/sanat merkezi kompleksi diyebiliriz sanırım. Aynı zamanda tablo gezmekten yorulup, diğer müzeye geçmeden meydandaki uzanma koltuklarında dinlenmek mümkün. Tabi kış vakti bu sadece bir hayal.

 

MUMOK -> Bu kadar eski kokan bir şehirde, modern sanat müzesi biraz ilginç kaçsa da, gidip görmelik bir yer. Museumsquartier’de bulunan bu müzeyi audio quide’sız gezmenizi tavsiye etmiyorum, netekim ben boydan boya sarıya boyanmış, yan yana dizilmiş 3 resimden bir anlam çıkaramayabiliyorum. Moderne pek ilgimiz olmasa da nesnelerin önünde fotoğraf çektirmek ve profil fotosu oluşturmak için gidilebilir (sığ mıyım neyim).

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Hofburg -> Şehrin en güzel yerindeki  kışlık olarak kullanılan bu saray, Sisi Museum, Imperial Apartments ve Imperial Silver Collection bölümlerinden oluşuyor. Tabak, çanak kısmı (Silver kısmı) şahsıma sıkıcı gelse de, Franz Joseph’in eşi olan Elisabeth’in (nam-ı diğer Sisi) eşyalarının olduğu kısım daha ilgi çekiciydi.  Doğuştan sinirsel rahatsızlığı olduğunu ileri sürülen bu hanımın, evlendikten sonra da sarayın katı kurallarıyla daha da rahatsız bir hale geldiği ve çevresinin tepkisini çektiği söylenmekte. Elbiselerinin bel inceliği bizi biraz korkutsa da, kendisinin güzelliğine hayran kaldığımız için olsa gerek tüm eşyalarını da beğendik. Imperial Apartments kısmında da bu ikili nerede yemek yer, nerede uyur konseptinde ev turu yapabilirsiniz (utanmadan ev dedim ya).

Processed with VSCO with hb1 preset
Hofburg

 

Schönbrunn Sarayı -> Yazlık hayatını sevmemden mütevellit herhalde, en sevdiğim saray oldu kendisi. Versailles Sarayı’ndan örnek alınarak yapılan bu sarayın (ki bence daha güzel) baş hanımı ise Maria Theresa. Kendisi Avusturya hanedanının en güçlü kadını olarak biliniyor. O kadar ki neredeyse 11 kızının hepsini güç kazanmak için evlendirip, Avrupa hanedanları ile yakın ilişkiler kurmuş. Hal böyle olunca, kızları da biraz snob olabiliyor tabi. O kadar ki “Ekmek yoksa pasta yesinler” diyen Maria Antoinette, Theresa’nın kızıymış.

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Efil efil esmese iyiydi ancak yine de bahçesinde tur atmadan saraya giriş yapmak olmaz. Özellikle Christmas için kurulmuş standlardan sıcak şarap alıp, bahçe turu atmak epey keyifli.  Bahçenin içerisinde görebileceğiniz yapılar ; Zafer Takı (Gloriette), İmparatorluk Saray Araçları Müzesi, Hayvanat Bahçesi, Palm House. Maalesef kış aylarında hayvanat bahçesi kapalı olduğu için görmek mümkün olmadı ama diğerlerini kulağınız düşmeden gezebiliyorsanız, kaçırmayın derim (soğuk da biraz). Hayvanat bahçesinde pandaların olduğunu da belirtmek gerekir sanırım.

Sarayda 2 adet tur mevcut. Imperial Tour ile 28 oda gezilirken, Grand Tour ile Maria Theresa’nın ki de dahil olmak üzere 40 oda gezilebiliyor. En güzeli de bilete dahil olan audio guide içinde Türkçe dil seçeneği de var (gurur duydunuz değil mi?).

Zamanında şehrin dışında olan saraya, şu anda metroyla ulaşmak mümkün.

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Leopold Museum -> Egon Schiele gibi bir sanatçının tüm hayat hikayesini öğrenmek, çoğu eserini görmek için doğru adres. 28 yaşında ölen efsane isimlerin arasında yerini alması gereken Schiele ve tabi ki büyük üstat Gustav Klimt’e doymak için uğrayınız lütfen.

 

Belvedere Sarayı -> Bu saray Viyana Kuşatmasında savunmayı yöneten ve başarılı olan Prens Eugen Savoy’a hediye edilmiş bir saray. Tahmin edersiniz ki burası da cennetten bir köşe ama tabi soğuk bir cennet gibi düşünün. Aşağı ve yukarı olmak üzere iyi kısımdan oluşuyor ve tabi ortasında da bahçesi var.

Hepimizin hayran olduğu, renkli tablolarını, puzzle’larını, posterlerini salonumuzdan tuvaletimize kadar her yere astığımız Gustav Klimt’in “The Kiss” ve “Judith” tablolarını görmek için yukarı Belvedere’ye  gitmek gerekiyor. Adamın hangi eserinde gerçek altını kullandığını anlamak için tablolara inceleye inceleye gezerken zaman çok çabuk ilerliyor. Aşağı kısmı ise dönemsel sergilerin ağırlıkta olduğu bölüm.

Hem yukarı hem de aşağı kısmı görmek isterseniz, bilet fiyatı 20 euro.  Sadece yukarı Belvedere için 14 Euro, aşağı Belvedere için ise 11 Euro gibi bir ücret var.

Biletleri aldıktan sonra 1 ay içinde herhangi bir gün kullanmak mümkün.

Processed with VSCO with hb1 preset
Belvedere

 

Hundertwasserhaus ->  Friedensreich Hundertwasser isimli mimar abimiz, doğayla mimarinin uyum içinde olmasını savunduğu için, şu an hala konut olarak kullanılan bu renkli evleri tasarlamış. Binanın en büyük özelliği, hiçbir yerinde keskin ve düz öğelerin kullanılmamasıymış. Toplamda 52 daire ve 4 dükkanın bulunduğu bu binanın terasında ise yaklaşık 250 adet ağaç bulunmaktadır. Kiraları da sorsaymışız tam olacakmış. Merkeze biraz uzak ama yine de oturulur.

Processed with VSCO with hb2 preset
Hundertwasserhaus

 

Kunst Haus Wien -> Yine aynı mimar tarafından yapılmış, hem cafe hem de müze olarak kullanılan bu binayı görünce Barcelona’da mıyız yoksa Viyana’da mı şeklinde bir karmaşa yaşayabiliyoruz. Gönül isterdi ki kiriş diyeyim, tonoz diyeyim ancak ilkokul terk mimarlık bilgimle anca bu kadar detay verebiliyorum.

 

Opera Binası -> Viyana denildiğinde akla gelen şeylerden biri de tabi ki opera. Seveni olduğu kadar sıkıcı bulanı da olsa, gelmişken biraz deneyimlemek lazım diyorsanız, ancak biletlere o kadar para vermek ( ciddi anlamda pahalı, linke bakınız lütfen : http://www.wiener-staatsoper.at/Content.Node/home/Startseite-Content.en.php ) size fazla gelecekse, opera binasının dışına kurulan dev ekrandan gösteriyi izlemek de mümkün. Adamlar izlensin diye koltuk bile koymuşlar, oturmamak ayıp olur.

 

Stephansdom Katedrali -> Şehrin merkezinde,  Stephansplatz’da yer alan bu katedrali zaten illa ki göreceksiniz çünkü kendisi dünyanın dördüncü en yüksek katedrali olarak nam salmıştır. Çoğu güzelim yapı gibi o da bir yangınla zarar görmüş ancak toplanan bağışlarla tekrar eski haline geri çevrilmiş. Christmas dönemini sokakta geçirmek isterseniz, önündeki klasik müzik konserini dinlemek alternatiflerden biri olabilir.

Processed with VSCO with hb1 preset
Stephansdom

 

Karlskirche -> Viyana’nın en önemli bölgelerinden Karlsplatz’da yer alan kiliseyi buralara kadar gelmişken görmemek olmaz. Benim gibi ağlayan küçük heykelcikler görmeye doyduysanız (töbe töbe) bir sonraki durağa alalım sizi.

 

Prater -> İşte her zevke hitap eden tek yer olan lunaparka geldik J. 16. yy’da avlanma alanı olarak kullanılan bu bölge, avlanma yasağı geldikten sonra piknik alanı ( siz ne derseniz artık) kullanılmaya başlanmış. Sonrasında da en güzel haline yani lunaparka çevrilmiş. Buranın en meşhuru tabi ki tüm Viyana’yı yukarıdan izlemeye olanak sağlayan dönme dolap. 15 vagondan oluşan bu dolaptaki vagonlardan bir tanesi romantik yemek yiyecek çiftler için ayrılmış (evlenme teklifi önerilerime devam ediyorum). Dönme dolap dışında korku tüneli, roller coaster, çarpışan arabalar gibi oyuncaklar da mevcut.

 

Processed with VSCO with hb2 preset

 

Rathaus -> Gotik tarzda yapılmış bir belediye binası kendisi. Gotik dediğimizde kimseyi korkutmasın çünkü önünde sinema gösterimlerinden konserlere kadar türlü aktiviteyi görmek mümkün. Sıcak şarap içip Power FM şarkılarıyla yılbaşı gecesinde coşmak isteyenler için de doğru adres.

 

Processed with VSCO with hb1 preset
Rathaus

 

Graben Caddesi -> Viyana’nın en ciks caddesi kendisi. Yaldır yaldır yürümekten yorulup kendimizi evsiz hissedince gittiğimiz, lüks mağazaları görüp “Vay arkadaş!” dediğimiz, sonrasında sokak müzisyenlerini görünce de “Helal olsun emekçi kardeşlerimize” dediğimiz yer.  Öyle de mix bir yer.

 

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Naschmarkt -> Bildiğimiz pazarın Avusturya versiyonu sanırım. Yani burada penye eşofman altı bulmak zor tabi ama onun dışında sebze, meyve, kuruyemiş vs bulmam mümkün. Zamanla daha da popüler hale gelsin diye cafe/restoran’lar da açılmış. İyi ki de açılmış çünkü  Neni gibi iyi bir kahvaltıcıyla tanışmış olduk.

 

 Viyana’da nerede ne yesek?

Sacher Hotel -> Meşhur Sachertorte (zağher diye okunuyormuş bir de) en popüler tatlısı tahmin edileceği üzerine. Çikolatalı bir kekin içinde kayısı marmeladı özetle. Seveni illa ki olacaktır yine de söylemeden geçemeyeceğim, biraz abartılmış bir tatlı.

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Figlmüller -> Schnitzel’iyle ünlü restoran. Şehirde 2 adet şubesi var. Eski olan da gidip yer bulmak gibi bir durum sözkonusu değil, onu bir unutalım. İlla ki rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Kapıda da her daim bir kuyruk var zaten. Orada beklemeyip şansını diğerinden yana kullanacaklara da tavsiyem sıkı giyinmeleri çünkü yine bekleyeceksiniz. Herşeye rağmen pofuduk schnitzel’i ve patates salatası lezzetli.

 

Demel Pastanesi-> Sacher Hotel’e savaş açmış, ben bu tatlıyı daha iyi yaparım diyen tatlıcı. Gerçekten de yapıyor. Geyik bir yana, saray için pastalar yaptığı söylenen bu pastanede ezilmemeye dikkat edin., çok kalabalık. Adamlar bunu engellemek için ve yılbaşı akşamı insanlar tatlısız kalmasın diye sokakta stand açıp, Sachertorte bile satıyorlardı. Apfelstrudel adlı turta kıvamındaki pastası da leziz. Tavsiye edilir.

 

Ulrich -> Daha lokal takılayım diyenler için kahvaltı, bira, kokteyl mekanı. Tabi yemek de mevcut. En güzel tarafı da köpeklerin de buraya girebiliyor olması.

 

Hawelka -> Sıra beklenilen ama beklediğine değen yerlerden biri. 1939 yılında Leopold Hawelka tarafından açılan mekan, 1950’lerde yazar ve eleştirmenlerin buluşma noktası olarak ünlenmiştir. O günlerden kalma antika dekoruyla kendini sevdiren bu cafe’den bir melange içmeden ayrılmamak gerek. Aynı zamanda Nazım Hikmet de burada takılırmış.

 

Cafe Central -> Nostalji havası solumalık bir mekan daha. Ortada pastane kısmı, etrafına kurulmuş masalar ile kapıdan sanki her an Maximilian Schell (R.I.P.) girecekmiş gibi bir hava hakim. Garsonlar da bu yüzden sanırım biraz burnu büyük. Thank you deyip geçiniz efendim, tartışmayınız (ben yaptım, siz yapmayın).

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Hotel Daniel Bakery -> Tüm mekanların kapalı olduğu anda açıklığı ile gönlümüze taht kuran otelin restoranı. Tabi bunda otel olması da bir etken. Yine de açık büfe kahvaltısının çeşitliliği Türk damak tadına bile hitap ediyor.Yeterince hipster’sanız kendinizi evinizde hissedeceksiniz 🙂 .

Processed with VSCO with hb1 preset

 

Reinthaler’s Beisl -> Bu küçük ama tıklım tıklım esnaf lokantasından bozma tahta delikte, belki de bugüne kadar yediğiniz en güzel Goulasch’ı yiyebilirsiniz.

 

Tavsiyeler

  • Yeni yıla sokakta girmek isterseniz içliğinizi giymeyi unutmayın.
  • Sokaklar sizindir, birçok farklı müzikte sahne mevcut, istediğinizi seçip sıcak şarabınızla zıplayabilirsiniz (dökmeden).
  • Sokakta yol sormak için dil bilmek gerekmiyor çünkü herkes Türk J
  • Şehir, Before Sunrise’ı izledikten sonra daha güzel gelebilir.
  • Biletsiz topluma taşımayı kullanma fantezinizi bir kenara bırakın, her an kontrol yapılabiliyor (Tamam, Türk’üz, akıllıyız da abartmayalım).
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s