Paris

Paris o kadar büyük bir şehir ki, gez gez bitmiyor. Yüzölçümünden bağımsız, her sokağı o kadar güzel ki yürümelere doyamıyor insan, işte tam bu yüzden de Paris’e bir kere gitmek yeterli değil bana kalırsa. Ama ilk gidiş için, gitmişken her yeri göreyim diyen mini çakallar için bir liste çıkarmak iyi olabilir.

 

Montmarte

Hepimizin sevip benimsediği “Amelie” filminin geçtiği yer burası. Paris’in her yerini görebileceğiniz kadar yükseklikte bir semt. O sebeple eskiden yel değirmenleri bile bulunurmuş. Şu anda onların yerinde yeller esse de en azından her yerinde hediyelik eşyalarını bulabileceğiniz Place du Tertre’e uğrayabiliriz. Bu meydanda turistten çok ressam olduğu için de buraya Ressamlar Tepesi de denirmiş.

tartre

Benim için muhitin en önemli özelliği, Paris’in kasıntı havasından biraz olsun uzaklaşıp, sanki köy sokaklarında geziyormuş hissi yaratmasıydı. Köy dediysem, eşek pisliği yok tabi yollarda ama dar sokaklar, küçük evler, renkli pencereler bende o hissi bırakmaya yetti.

Processed with VSCO with hb1 preset
Montmarte sokakları

Semtin en önemli simgesi sanırım “Sacré Coeur” kilisesi (Kutsal Kalp anlamına geliyor). Çık Allah çık bitmeyen merdivenlerden sonra vardığınız, azıcık şurda soluklanayım diyerek arkanızı döndüğünüzde insanı büyüleyecek kadar yüksekte bir yer burası. 19. yy’da Fransa- Prusya savaşı şehitleri için yapımına başlanmış, ve maliyetinin tamamı halk tarafından üstlenilerek bitirilmiş bir kiliseden bahsediyoruz. Giriş + manzara bedava!

Processed with VSCO with hb1 preset
Sacre Coeur

Koca muhitte tek bir şey popüler olacak değil tabi. İkinci simge haline gelen varlık ise Moulin Rouge yani Kırmızı Değirmen ismindeki kabaredir.  Özel bir işletme olmasına rağmen, iyi pazarlanmış olsa gerek, Paris’in simgelerinden biri haline gelmiş. Açıkçası benim çok ilgimi çekmediği ve birazcık turist kazığı yemekten korktuğum için girmedim, giren cesur yüreklere saygılar.

Processed with VSCO with hb1 preset
Le Mur des je t’aime – Seni Seviyorum Duvarı  -> Her dili mevcut!

 

 Le Marais

Herhalde Paris’in bir evrim belgeseli çekilse, en çarpıcı olarak verilmesi gereken semti burası olurdu. 10. yy’a kadar bataklık, sonrasında sırasıyla tarım bölgesi, dini grupların merkezi, bilmem kaçıncı Louis’in yaşadığı bölge,  terkedilmiş bölge ve nihayetinde “Cihangir” olarak hayatını geçirmiş. Kozmopolit bir semt olduğunu anlamak için etrafa bakmak yeterli, her yerde eşcinsel ve Yahudi mevcut. O yüzden de özgürlük şehrinde gibi hissedebilirsiniz kendinizi.

2016-09-15-08-39-39-1

Semtin en güzel yapılarından biri bence “Le Centre Pompidou” yani Pompidou Merkezi. Endüstriyel mimariye ilgi duyanlar zaten binanın dışına bayılacaklardır, nitekim zamanın Cumhurbaşkanı Georges Pompidou da bunu hedefleyerek binayı tasarlatmış. Özellikle binanın dışındaki mavi boruların havalandırma, yeşil boruların su, sarı olanların elektrik, kırmızı olanların da yürüyen merdiven ve asansörleri temsilen yapılmış olması da takdire şayan bence. Onu da geçtim, adamlar bir de yan tarafına Stravinsky isminde bir havuz yapmışlar ki, fotoğrafını çekmeyen bizden değildir diyorum, o kadar!

2016-09-15-08-38-43-1

Merkezin içinde aynı zamanda Musee National d’art Moderne (Ulusal Modern Sanat Müzesi), kütüphane, sergi alanları, sinema vb sanatsal şeyler bulmak mümkün.

 pompi

 

Processed with VSCO with hb1 preset
Stravinsky havuzu

 

Notre Dame Katedrali

Fransa’nın merkezi olarak düşünülen ve “0” noktası olarak kabul edilen bu gotik tarza sahip katedral 14. yy’da Paris’in ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen Cité Adası’nda inşa edilmiş. Bu ada meşhur Seine nehrini ikiye bölen bir coğrafyadadır. Katedralin isminin bu kadar meşhur olmasını da Victor Hugo’nun meşhur kamburu “Quasimodo” ve esmer güzeli “Esmeralda” ya borçlu biraz da. Victor abimiz Fransız Devrimi’nden sonra gözden düşen katedrale tekrar dikkatleri çekmek için yazmış bu eseri.

Processed with VSCO with hb1 preset
Notre Dame 

Giriş ücretsiz ama kulelere çıkmak ücretli. Tabi her koşulda sıra beklemek gerekiyor. Kuleden de yine Paris manzarasını görmek mümkün (buradan görmeseniz de olur bence).

Benim için Avrupa’da yer alan herhangi bir katedral kendisi ama adamlar mallarını pazarlamayı biliyor azizim…

Bu bölgeye gelmişken Shakespeare and Company ismindeki kitapçıya da uğrayın derim. Before Sunset’i izlemiş olanlar nedenini anlayacaktır J.

 

Eiffel Kulesi (La Tour Eiffel)

Gerçekten bir demir yığını efendim. Tabi şehrin her yerinden görünebilecek yükseklikte, özellikle geceleri daha bir ihtişamlı, tüm dünyanın tanıdığı, yukarı katlarına çıkmak için 16 euro verip 1-2 saat beklemeyi gerektiren (karda kışta beklediğinizi düşünün bir), çıkınca da “Paris seni yenmeye geldim” nidaları attırabilecek kadar heyecanlandıran bir demir yığını. O yüzden kuleyi yapan Gustave Eiffel için Allah’tan rahmet,  pazarlayıp bu kadar meşhur eden kişiden de “İşletmeye giriş 101” dersi diliyorum.

Processed with VSCO with hb1 preset
Paris – La Tour Eiffel – Eyfel Kulesi

1880’lerde Eiffel Kulesi Fransız Devrimi’nin kutlamaları için yapılmış ancak bu kadar meşhur olacağı tahmin edilememiş olsa gerek ki kule için yıkılma kararı verilmiş ve 20 yıl sonra sökülmesi için anlaşılmış. Ancak daha sonra yaklaşık 324 metrelik bir yüksekliğe sahip olması sebebiyle iletişim için, baya bildiğiniz anten olarak kullanılmak üzere yerinde bırakılmış.

img_4022

Biletleri önceden bu linkten almak mümkün. (http://ticket.toureiffel.fr/index-css5-sete-pg1-lgen.html ) Adamlar siteyi bile şık yapmış yemin ederim. Paraya da doyamamış olacaklar ki kule neredeyse her saat açık maşallah. Siteden istediğiniz tarihe göre saat uygunluklarını da görebiliyorsunuz.

 

Zafer Takı (Arc de triomphe de l’Étoile) – Champs Elysees (Şanzelize)

Yıllar yılı bu caddeyi hep lüks mağazaların olduğu, topuklu ayakkabılı hanımların kikirdeyerek küçük adımlar attığı, fularlı beylerin hanımlara kapı tuttuğu café’lerin olduğu bir yer olarak düşünmüştük değil mi? Kordon’da fal bakan ablalar yanımızdaki kızlara iltifat olarak “Şanzelize güzeli” derken anlamadan bakmıştık lisede falan. Hepsi yalanmış arkadaşlar, burası gayet de Bağdat caddesi’nin AKP hükümetindeki “Duble yollu” hali.

sanzelize

Yaklaşık 2 km uzunluğundaki bu cadde ismini Yunan mitolojisindeki “Elysian Tarlası” yani kutsal ölünün yerinden alıyormuş. Eskiden buralar hep dutlukmuş misali oralar da hep tarlaymış ve Tuileries bahçelerin (Jardin des Tuileries) giden bir yol olsun diye caddenin inşasına başlanmış ve yıllarca eklentilerle günümüzdeki halini almış.

Caddenin bir ucunda ise Zafer Takı (Arc de triomphe de l’Étoile)bulunuyor. Her ne kadar Yıldız Takı olarak çevrilmesi gerekse de kaynaklar Zafer Takı’nı yeterli bulmuş. Yapının altında 1. Dünya Savaşı’nda ölen askerlerin mezarı bulunmaktadır. En karizmatik tarafı ise bu alanda bulunan bir “ sönmeyen ateş” olmasıdır. Askerlerin defninden sonra ateş hiç söndürülmemiş (saygıya bak arkadaş).

 

Concorde Meydanı (Place de la Concorde)

Avrupa’da meydan gördüğümde aklıma ilk gelen hemen oturup birşeyler yemek/içmek, insanları seyretmek oluyor. Ancak bu sefeki tarihi itibariyle biraz farklı.

Champs Elysees’in bir ucunda yer alan bu meydanda, 18.yy’da epey bir vatandaş giyotin eşliğinde hakkı rahmetine kavuşmuş. Bunlardan en bilinenleri de Louis XVI ve Marie-Antoinette (pastacı abla). Bu sebeple ne kadar her bir köşesinde heykel olsa da (bu heykeller de Fransa’daki 4 şehri simgeliyormuş) bana çok sevimli gelmedi.

2016-09-15-08-21-42-1

Meydanda bir de La Grande Roue adını verdikleri ışıl ışıl bir dönme dolap mevcut. Gece ışıklarıyla, meydanın simgesi haline gelen obeliskten daha çok dikkat çekiyor bana kalırsa. Fotoğraf çekmelik görüntü için sağ olsun.

 

Jardin des Tuileries

Tabana kuvvet dedik, Zafer Takı’ndan yürümeye başladık, şimdiki durak ise küçük gemiciklerimizi yüzdürebileceğimiz, Louvre Müzesi’nin eteğindeki parkımıza. Müzeye doğru yürürken yine bir Zafer Takı bulunuyor (Arc de Triomphe du Carrousel).  Napolyon tarafından Avusturya zaferini kutlamak amacıyla yaptırılmış. Kendisi 3. büyük takıymış.

tuileries

Processed with VSCO with hb1 preset
Zafer Taklarından Tak beğeniyoruz

Louvre Müzesi

Fransa’nın ilk müzesi sayılan bu eskilerin şatosu, şu anın müzesi olan yapıyı gezmek biraz zaman alıyor. “Hakkıyla gezmek için 3 gün gerekir, çok zengin bir müze”  diyeni de var, “Mona Lisa’ya bi bakıp çıkıcam” diyeni de.  Mısır, Yunan, Roma, Ortaçağ, Rönesans’a dair çok sayıda eser bu müzede yer aldığı için de, yapımcılara “Müzede bir gece ” filminin 894. devam filmi için burayı önermekteyim, çok malzeme çıkar.

louvre

Eserlerin çoğunluğundaki açıklamalar Fransızca olduğu için, bir audio guide almak iyi olabilir. Merak ettikleri için Google translate ile uğraşmak zorunda kalmıyor insan.

Her türlü güncel bilgi için de aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

http://www.louvre.fr/en

 

Orsay Müzesi – (Musée d’Orsay)

Blair Waldorf’un da Manet tablosunun önündeki sahnesini bilen bilir. İşte o tablo bu müzede yer almakta. Louvre’da gezerken herhalde insanın sırtına ekstra bir sorumluluk biniyor, her yeri görmeliyim, kısa zamanda çok gezmeliyim şeklinde, o sebepten olsa gerek Orsay benim için daha bir gençlik hallerimdi diyebilirim. Keyfini çıkara çıkara Renoir, Manet, Monet (Bu ikili hep karışıyor değil mi?), Van Gogh, Sisley gibi sanatçıların eserlerine bakabiliyoruz (bakmak nedir abi). Orsay, Louvre’dan bir basamak yukarıdaysa, o da eser açıklamalarında İngilizce’ye de yer verilmesindendir.

 

Montparnasse

Bu bir semt aslında ancak içinde birçok şeyi içeren bir semt. Kocaman bir tren garı da var (metro, tren vb.),  Galeris Lafayette mağazası da var. Paris’in en uzun yapısı olan “Montparnasse Kulesi” isimli gökdelen de burada. Nişantaşı kıvamında bir semtten yürüyerek (çünkü merkezi) her yere gidilebilir. Uğranılası.

 

Le Château de Versailles  (Versay Sarayı)

Paris’te her yere yürüyerek ulaşmak mümkün, hadi olmadı metroyla çok kolay ancak biraz daha şehir dışına çıkmak için trenlere mahkumuz gençler. Versailles bölgesi de trenle ulaşılabilecek bir yer. Şunu da garanti ediyorum ki, o saatleri sürekli değişen, buz gibi istasyonlarda beklemeyi gerektiren trenlere binmeye değer bir semt. Semt diyorum çünkü her ne kadar sarayıyla isim yapmış olsa da, sokakları ve evleri görmeye değer (Bana sokak olsun yeter zaten)

2016-09-15-08-24-49-1

  1. yy’da yapımına başlanan Versailles Sarayı, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Müzenin iç kısmından daha ilginç olan kısmı ise bahçesi bana kalırsa. O kadar büyük ve bakımlı ki, kış ayazında bile gezmek için can atıyor insan. Bunun için de adamlar bahçe turu treni koymuşlar. İç kısmında ise en güzel yeri Aynalar Galerisi kesinlikle. Hatunu alıp valse kaldırası geliyor insanın.

2016-09-15-08-28-56-1

Sarayı belki diğer saraylardan ayıran bir özelliği de yapımı sırasında tuvalet ve banyo düşünülmemesiymiş. Bunun sebebi de o zamanki anlayışa göre asillerin istediği yerde ihtiyaçlarını giderebilecek olmalarıymış. Tabi şimdi gezerken görüyoruz ki küçücük yataklarının yanındaki odada hep bir el yıkama yeri vb. mevcut. 18. yy’da artık çağa ayak uydurmuş adamlar.

Processed with VSCO with hb2 preset
Versailles Sarayı

La Défense

Paris’in kendisine benzemeyen tek bölgesi sanırım, bu yüzden de mon cher’ler çok sevmezlermiş burayı. Modern mimari sevdalısı olarak gidip binalarına baktığım, özellikle la Grande Arche de la Defense’a hayran olduğum yerdir. Dünya’daki iş merkezlerine benzer ama tek farkı orada trafik olmamasıdır.

 la-defense

 Şuraya da bir harita koyayım, görsel hafızaya da hitap edelim.

 

 

mapaplan.com

 

Tavsiyeler

  • “Milliyetçi oluyor diyolla, benim Fransızcam’da yok, nasıl anlaşacağım onlarla?!” gibi bir mantık var çoğu insanda ama tabi ki yanlış! Sene olmuş 2016, herkes İngilizce cevap veriyor. Vermeyen de emin olun bilmediğindendir. Adamların İngilizce’si ciddi anlamda zayıf.
  • Ladurée’yi boşverin, Pierre Hermé makaronlara dalın. Tanesi 4 euro olsa da yemeden dönmeyin.
  • Hava durumunu takip etmek lazım, Temmuz ortasında saatlerce yağmura denk gelip, üstünüze poşet geçirmek zorunda kalabilirsiniz (ben değil, bir arkadaşım yapmış da oradan biliyorum).
  • Pont des Arts” Paris’in en eski köprüsü, gitmemek olmaz. Herkes kilit astığı için de 2015 yılında, çökme riski nedeniyle kilitler sökülmeye başlanmış çünkü toplam ağırlığı 2 filin ağırlığına denkmiş.
  • Pont Alexandre III” ise gerek süsü gerek büyüklüğü ile benim Paris’teki favori köprüm olmakta. Bir diğer maddedeki hangi filme selam çakıyor sizce?
  • Paris je t’aime” ve özellikle “Midnight in Paris” filmlerini izleyip lokasyonları kaydederek gidip bulmak ayrı bir eğlenceli tabi.
  • Metroya inip binerken Türklük yapmamak gerekiyor. Sıraya girip, önce inene yol vermek gerekiyor. Kibar olalım sivuple.

2016-09-15-08-33-58-1

Reklamlar

One thought on “Paris

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s